Gezinimi atla

Kemalpaşa, Hopa yani Artvindeki Foto Lila web sitesi açıldı…

Artvin il kodu 08 olduğu için site adresini www.lila08.com olarak düşündük.

Tekrar tekrar yenilenmeye devam edecektir…

Türkiye’de hangi kurumların satılacağını Türk işadamlarından önce yabancı yatırımcılar öğreniyor. Hatta birçok önemli kuruluşumuz özellikle Türk işadamlarına satılmıyor. Yabancıya satılan demiyorum peşkeş çekilen kuruluşlarımızın stratejik önemi varmış, yokmuş kimsenin umurunda değil. Mahkemelerimizi müstemleke komiserleri denetliyor.

Yeni Anayasa taslağını AKP yöneticileri ABD’de tanıtmışlar. Yeni Anayasa konusunda ABD’li yetkililerin fikirlerini almışlar… Peki, Türk halkının bu taslaktan haberi var mı? Yok. Peki, Anayasa Amerikan halkı için mi yapılıyor? Hayır… Amerikan Devleti için mi yapılıyor, yok! O zaman yeni Anayasa hakkında Türk halkının ve Türk aydınının görüşü alınmadan ABD’ye götürülmesi ne mana taşıyor?..

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Irak’ın kuzeyindeki terör örgütü inlerine yaptığı baskını hepimiz takdirle karşıladık. Ama operasyon öncesinde başbakan ABD’ye haber verdi mi? Verdi. Avrupa Birliği ülkelerine haber verdi mi? Verdi. Irak’ın şuandaki kukla hükümetine haber verdi mi? Verdi. Hatta harekâtın bütün detayları uluslar arası YouTube internet sitesinde 48 saat önce yayınlandı mı? Yayınlandı. Peki, terör örgütü elamanları bu ses kayıtlarını nasıl elde ettiler? Harekâtın bütün detayları nasıl oldu da bütün dünyada Türk kamuoyundan 48 saat önce duyuldu? Bu konuda da ciddi bir açıklama olmadı…

Harekâtın sona erdiğini Iraklı bir bakandan bütün dünya duydu. Bizim bütün yöneticilerimiz de harekâtın sona erdiğini bu vesileyle duydular. Başbakan, ana muhalefet partisi liderleri bile harekâtın bittiğini televizyonlardan öğrendiler. Tabiî ki bir harekâtın bitişi davul zurna ili ilan edilmez ama Türk milleti bu haberleri yabancı kaynaklardan da duymamalı…

Türkiye’de hangi kurumların satılacağını Türk işadamlarından önce yabancı yatırımcılar öğreniyor. Hatta birçok önemli kuruluşumuz özellikle Türk işadamlarına satılmıyor. Yabancıya satılan demiyorum peşkeş çekilen kuruluşlarımızın stratejik önemi varmış, yokmuş kimsenin umurunda değil. Mahkemelerimizi müstemleke komiserleri denetliyor.

30 bin kişinin katili hakkında verilen mahkeme kararını, başka ülkelerin baskısı yüzünden uygulayamıyoruz. Ama küresel güç, istediği gibi Irak’ın eski yöneticilerini teker teker idam ediyor. Ve bunun görüntülerini de hür dünyaya yayıyor… Biz Irak’ın kuzeyindeki terör örgütlerine karşı harekâta giriştiğimizde bütün dünya harekâtı hemen bitirin diye baskılar yapıyor. Ama İsrail, çoluk çocuk katlediyor, bütün dünya seyrediyor. Amerika ise sadece daha dikkatli olun diyor. Bunun mânâsı şu; katledin ama dünya duymasın, demek istiyor.
Borsamızın yüzde 75’i yabancıların eline geçti. Kimsenin gıkı çıkmıyor. Borsayla istedikleri gibi oynuyorlar. Telekomünikasyon sistemlerimiz komple yabancıların eline geçti, kimsenin umurunda değil. Bankalarımızın tamamına yakını yabancıların eline hem de Türkiye’nin düşmanı ülkelerin eline geçti kimsenin gıkı çıkmıyor.
Memurumuzun maaşına kadar IMF ve Dünya Bankası belirlemeleri yapıyor. Türkiye’de nelerin satılması gerektiğine Avrupa Birliği karar veriyor. Kime satılması gerektiğine de bu kuruluşlar karar veriyor. Ayrıca bu kuruluşlarla hukukî bir sıkıntı yaşandığında adaleti de uluslar arası tahkim kurulu verecek… Türk Anayasası ve kanunlarının üzerinde şimdi Avrupa Birliği yasaları var. “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir” sözü rafa kaldırılmış, “Hâkimiyet kayıtsız şartsız AB’nindir” görüşü kabul edilmiş… Türk halkı seçilmişleri seçmekle görevli… Ortada bir demokrasi oyunu var sadece…

Basınımız tamamen tekelleşti… Hatta artık yabancı sermaye kuruluşları da teker teker ulusal kanallarımıza ve gazetelerimize göz dikmiş durumdalar. “Basın milletin müşterek sesidir” sözü de arşivlerimde kaldı sadece…
İktidarın istemediği gazeteciler teker teker köşelerini ve programlarını kaybediyorlar. ABD ve AB karşısında kamuoyu oluşturanlar da soluğu hapishanelerde alıyor…

Türkiye’nin altına dinamit koyan Vakıflar Yasası’nı AB-D istedi diye çıkardık. Türk halkı istememesine rağmen bu yasa kimin için çıkarıldı? Bu yasadan kimler faydalanacak?.. Azınlık vakıfları ne için bayram yapıyor? 301. maddenin kaldırılmasını kim şart koşuyor?

İstanbul’u Bizanslaştıracak projeyi UNESCO hatırlayıp Türkiye’ye sunmadı mı? Patrikhane ve Ruhban Okulu konusunu Türkiye’de kimler gündeme getiriyor?..

Bu liste uzayıp gidiyor… Ama yerim bu kadar.
Şimdi artık siz karar verin, “Türkiye’yi kim yönetiyor?”

http://www.ufukotesi.com/yazigoster.asp?yazi_no=20080311

Özay Gönlüm
Çöz al Mustafalim
Hikayesi:
Ey benim canıgönülden kursağımın incisi, gözümün zencisi, gıymatlım, çılbağım, bağrıyanığım, yetimim, elimin asası, gönlümün tasası, evlerin yakışığı, gızların aşığı, çorbamın kaşığı, bidanem yavrım benim. nasılsın bakem,eyi misin len? eyi olman için dağları taşları, kurtları kuşları, herşeyi yaratanıma dua edip oturuyom gari. sen de benden, gözü yolda ,bağrı yufka ninenden sorarsan,şükürler ırabbıma eyiyim. sen yavrımdan başka heç bi tasam yok, anlat, köyün içinde ne kadar havadisler varsa hepiciğini yazın deyon. bizim köyün çobanı mustafaali aben var ya, malları güdüvemeyo gari. zebebi de, geçenlerde iraz kızın kına gecesinde karılar toplandık, çengiler, çalgılar başladılar ünleşmeye, tüm garılar oynadılar gari. tam mustafali abeyinin garısı ayşe’ye gelmişti sıra, oyneycem diye kalkıvediydi, çengiler, çalgılar da susuvemedi mi len, karıcağız ortalıkta sinek gibi kalıkaldı. sona ağlaya ağlaya eve gelmiş gari, ”biz çoban karısı olduysak, insan değil miyiz” diye. mustafali abeyin de ‘gız karı ne ağlıyon”demiş, o da anlatıvemiş. bi yol baktık ertesi gün, mustafali abeyin malları güdüvemeyecen gari demiş. e köyün böyükleri hep mustafali abeyinin ayağına geldiler. ee ne etcen yavrım, şimdiye kadar hep mustafali abeyin onların ayağına giderdi, işler değişti gari ,accık da onlar gelivesin. len bizin oğlan, şu işi nasıl tamir edem, ne etçeksek edem diye .o da on parça çengiyi, çalgıyı şeherden getireceksiniz, sabehten akşama kadar bizim için çalıp, bizim için çığırecekler demiş. mustafali abenin lafını geri mi koycekler ya, aldılar geldiler gari çengiyi, çalgıyı on parça. yeniden bi düğün kurdular. hani öyle derler karı kısmına gökte düğün var desen merdiven dayayıp da çıkmaya kalkarmış ya, karılar hepiciğimiz toplandık. senin ayşe gelin bi oyun döktürüvedi, kahpanalı, dizleri de yorulmadı gavurun. akşamüstü koyunları moyunları gütmüş, mustafali abeyin eve gelmiş, bakmış anahtar yok cebinde. e karı nerede? düğün yerinde. anahtar nerede? karıda varmış. habire oynayıp duru daha ayşe… ” gız ayşe yörü gari karı, eve gidem, şu evin anahtarını ver, yörü gari, oynadığın yeter diyom!” eee ayşe’nin içinde kaldı, kursağında kaldı yavrım oynaması, bırakcak mı ya. ”kız ayşe yörü gari, eve gidem, yeter oynadığıun diyom!” ayşe de evin anahtarını beline bağlamış ipinen, hem oyneyomuş hem de ”çöz de al mustafa alim çöz de al ”diyomuş gavır

1980′li yıllarda hayatının ilk tecrübelerini yaşamış, ilkokula gitmiş,

Kenan Evren´i, Erdal İnönü´yü, Özal’ı tanımış olmak, Ajda Pekkan´ın Alo, Michael Jackson´ın Pepsi reklamlarını hatırlayacak kadar şanslı olmak demek.

Voltran Voltran Voltran, tunder tunder tunder cats demek, depozito toplamak adına kola şişesi biriktirmek demek, peynirli tombi demek sopaya torba takip yakarak koşmak demek.

Adile Naşit`ten masal dinlemek demek. Korhan Abay, Cenk Koray, Metin Milli, Ersen ve Dadaşlar demek. Clementine, He-man, She ra, Transformers, Susam Sokağı demek.

Okula siyah önlükle gitmek demek. İhtilal çocuğu demek, Köle İzaura demek, Ziyaretçiler demek!!!!

Acidçi misin metalci mi demek… Moruk demek, Herild yani demek,

Hey corc versene borc talebine olmaz maykıl bende de yok cevabını vermek, geriye dönüp baktıkça iç geçirmek demek…

Yüzyıl içindeki en iyi, en kıyak kuşak. Hem eski hem yeni olmak demek.

Biraz gözü açık bir 80′li, yüz yıllık nesil kültürünü bir porsiyonda almış demektir.

Mahalle çeşmelerinden su içmek, bayramları iple çekmek, Cumhurbaşkanı denince Turgut Özal’ı hatırlamak demek
Koltuk altında topla okul bahçesine yalnız giderken “nasılsa oynıycak birileri vardır” diyebilmek demek.

Eti kemik geçiyor demek;

Odanın ortasına çarşaflardan çadır kurup oynamak demek.

Renkli küçük poşetteki kolanyaları patlatmak, horoz şeker demek.

Evden çıkmayan bilgisayar bebeleri haline gelmeden çocukluğunu yaşayabilmiş, son dönemin bir üyesi olmak, Ne sorusuna zınk cevabı vermekten zevk duymak, büyüteç ile kağıt yakmak 9 voltluk pile dilinle dokunup o ekşi anı yaşamak, sinek ilacı arabalarının arkasında bıraktığı bulutta deli gibi dolaşmak demek.

Tipe bak demek, Fon müziği Laura Brannigan’dan Self Control olan günler.

Bakkala gitmenin, sokakta oynamanın, harçlık toplamanın geçerli sayıldığı, el değmemiş bir hayat demek…

Sonrasında biz büyüdük ve kirlendi dünya demek.

Pazar akşamları mecburen yıkanmak ve erken yatmak demek. Parliament gece sineması demek.

Sesi açip kısmak için televizyonun dibine kadar gidip üstündeki düğmelere basmak zorunda olmak demek.

Resimli futbolcu kartları demek, süper babaanne demek, fantayla kolayı karıştırmak demek, mahalle kavramı demek.

Anket ve hatıra defterlerinin olması bunlara seviyorum ama kimi diye başlayan maniler yazmak, mustili beslenme çantası, dantel yaka, yenen kokulu silgi, leblebi tozu çekerken atlatılan ölüm tehlikeleri, hulohop, ayak bileğine takılarak çevrilen top, sek sek oynamak, bayramda mahalleye dağılı şeker toplamak, müsaitseniz annemler size gelecek demek.

TRT´nin yayın akışının bitmesiyle çalan İstiklal Marşı için ayağa kalkarak, marşı hazır olda bangır bangır söylemek ve marşın  bitiminden sonra çıkan tiz “biiiiiiiiiiiiip”sesine rağmen televizyonu kapatmamak demek.

Annelerin Çernobil yüzünden çay içirmemesi, Challenger’ın olduğu günkü haberleri hatırlamak demek..

Kenan Evreni Atatürk zannetmek demek.

Yazlık diskolarda içeri alınmamak demek, bunun için ağlamak ve içeride – her nedense- You are in the army now- şarkısında  sarmaş dolaş dans eden abi ve ablalara bakarak özenmek demek.

Gorbaçov´un kafasındaki kırmızılığın ne olduğunu merak etmek, anneye “Zeki Müren´e teyze mi diyim amca mı diyim” diye sormak, Kenan evren´in cumhurbaşkanlığı görevinden ayrılırken Çankaya köşkü basamaklarından yavaş yavaş inip sekreteriyle vedalaşmasını hatırlamak.

İlkokulda Halley, Petrol ve Komancero şarkılarını uydurma sözlerle söyleyerek dans eden Tolga Han özentisi sefil dans grupları kurmak.

Aldım çantamı kolumaaa, çıktım Dallas yoluna, ben Babi´yi beklerken, Ceyar girdi koluma şarkısını dansıyla birlikte bilmek demek.

Ali-Ayşegül Atik reklamı ve bakkal amca, bir pergel, bir kalem, bir de çikolata alacağım. Biz biz olalım yemeklerden önceeee,  lavaboya koşalım, hafta da bir kere tırnakları keselim, fırçalayıp onları tertemiz olalım diye şarkılar ezberleyen bir nesil olmak.

Videocudan American Ninja, Kartal, Kan Sporu ve Evil Dead gibi filmleri kiralamak demek

Analogtan dijitale geçiş devrini yaşamış birey olduğunu anlamak ve ikisinden de farklı zevkler aldığının farkına varmak demek

Çok güzel bir ülkenin son yıllarını hayal meyal hatırlamak, sonra da çivisinin çıkışını görerek büyümek demek.

Apartmanın çatısına 5 metrelik anten takıp üstüne de tencere kapağı bağlayan bir abinin sizi TV önüne oturtması ve çatıdan  oldu mu diye bağırarak anteni ayarlamaya çalışması. Yunanistan kanallarını görüntülemek adına … Oldu oldu diye camdan kafayı çıkarı bağırmak ve kimsenin buna şaşırmaması demek.

Siyah beyaz ve karlı bir görüntü de olsa..

Üstelik Yunanca tek kelime anlamasanız da gündüz vakti çizgi film izlemek için az debelenmemiş olmak demek…

Muhtemelen hayatımız boyunca yaşadığımız en güzel 10 yıl demek…

TRT 1´de oluşan sorunlar sonucu yayına bir süre ara verildiğinde ekrana getirilen donuk ağaç, dağ bayır resmine 10 dakika  hareketsiz bakabilmek demek,

Türkiye’de yaşamış son mutlu kuşak olduğunu hüzünle hissetmek demek…….

*Görevimiz Tehlike, Voltran, Kara Şimşek, Yakari, Arımaya Silgiler, Renkli Macunlar, Emzik Kolyeler, Hakan Peker : Hey Corç Versene Borç , Yonca Evcimik : Aboneyim, Bir Sürü Gözü Olan Otomatik Kalemkutular, Tipitip, Tamokaçiler (bebek&hayvan besleme ), Tombi Cipsi, Comodor 64, Beverly Hills Dizisi (brenda-kelly çekişmesi), Elvan Gazozu, Tasolar, Çim kafa (sulardıkk oll boll ), Pamuğun Altına Fasülye Dizip Sulama, Patlayan Şekeler, Leblebi tozu vs.. vs.. *

Dönülmez akşamın ufkundayız azizim

İçki yasaklanabilir.
Açık söyleyeyim, bence mahsuru yok.
Ama rakı asla…
Çünkü takunyalılar öyle zanneder ama, aslında "içki" değildir
rakı.

Yurt sevgisidir örneğin.
İki tek attın mı "n'olacak bu memleketin hali?" diye
endişelenmezsin
aksi olsa…
Tıp bazen çaresizdir, o ilaçtır.
Gurbete bile iyi gelir.

Kontörsüz muhabbettir.
Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar, gülümsetir.
Kahkahadır.
Hatıraları kaydeden hard disk'tir.

Botoks'tur bir nevi.
En kaknemi bile bir başka görünür gözüne.
Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır… İçilir, güzelleşilir.

Herkesin gençlik hatası olabilir. Bira içersin.
Sonradan para kazanıp tenise başlayınca, şarap içmeyi matah
zannedersin.
Amerika'da TIR şoförlerinin içtiği viskinin dublesine Etiler'de
TIR
parası ödersin, ayrı…
Ama kürkçü dükkânıdır.
Döner dolaşır, gelirsin…

Orhan Gencebay'dır.
Entel barlarda, sosyete kulüplerinde dinlemeye utanırsın… Ama
hepimiz
biliriz ki, ezbere bilirsin… İstediğin kadar ağız burun kıvır,
altın
plağı hep o alır…
Tatlıses'tir.
Realite'dir.

Çocuktur, ağlarsın. Hele beyaz "p"eynir ile "k"avun olursa
sağında
solunda.
Örgüttür.
PRK…
Ama bölücü değil, birleştirici… Türk'ü de içer, Kürt'ü de,
Laz'ı da…
Sor
bak, Ermeni'si de, Rum'u da, Yahudi'si de…

AB'cidir.
Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, helali hoş olsun, Kıbrıs'ı
veresin
gelir..

Madem yasaklayacaksın rakıyı…
Neden balık avlıyorsun o zaman?
Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?

Ne anlamı var deniz börülcesinin, rokanın, radikanın, cibezin…
İnek
miyiz biz?
Yoksa Şakşuka'yı şarkı mı zannediyorsun sen?

Yanlış şiir okuyorsun, hapse giriyorsun…
Oku bak ne diyor dünya güzeli Orhan Veli…
Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip musikiler alıyorum
Bir de rakı şişesinde balık olsam…

Mustafa Kemal Atatürk, o zor şartlar altına ne işler başarmış ama bir Kennedy, Yahudi lobisine bile engel olamamış… 

Ahmet Kaya ölmesin, Sezen Aksu ölmesin, Mfö ölmesin, İlhan İrem ölmesin, Kazım Koyuncu ölmesin, İlkay ölmesin, Cem Karaca ölmesin, Zülfo ölmesin, Barış abi ölmesin, Kemal sunal ölmesin, Aşık Veysel ölmesin, Neşet ile Mahsuni ölmesin, Müzeyyen Abla ölmesin, Zeki Müren Sanat Güneşimiz ölmesin, Tanju Okan ölmesin, Ruhi Su ölmesin, Selda abla ve Denizler ölmesin, Aytaç Abi zaten ölmesin…

Salihler yaşasada olur a.q 

Halkın kendi kendini yönetme şekline ne denir? Bir ülke düşünün ki yeni çıkacak yasa gençlerin eylemleri yüzünden iptal edilsin. Nerdeeee o günler bizde.. Nerde o gençler nerde o bilinç nerde o idareciler nerdeeee….

Satılmış Medya Allah Belanı Versin…

Yakında kusacağım artık içimdekileri

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.